İçeriğe atla

arka

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Köken

[düzenle]

Osmanlı Türkçesi آرقا‎

Söyleniş

[düzenle]

arka (belirtme hâli arkayı, çoğulu arkalar)

Sağ tarafta şişenin arkası görülüyor (1)
Kadın, uyurken arkası açılmış (2) Kadın, uyurken arkasına bir şey giyinmemiş (6)
Vikipedi sayfasının arkası, ekran görüntüsünde çıkmamış. (3)
(ad): Adam, sırtını arkaya dayamış, öyle yolculuk ediyor.(5)

(ön ad): Adam, arka koltukta oturuyor. (1)

  1. Bir şeyin temel tutulan yüzünün tam ters yanı.
    • zıt anlamlısı: ön
    • eş anlamlısı: ense
    • Evin arkasında dekorlar boyarlardı. - A. Ağaoğlu
  2. Bir şeyin sırt durumunda olan yüzeyi.
    • İhsan iki gün kadar ateşten, hâlsizlikten, arka ağrılarından şikâyet etmiş, evin içinde korkudan, telâştan, üzüntüden, bir türlü ağızlarından düşmeyen ve bakışlardan eksilmeyen temennilerden saltanatını, o yıkım psikolojisini kurmuştu.
      — 2022, Ahmet Hamdi TANPINAR, Huzur, 39. baskı, Dergâh Yayınları, s. 11
  3. geri kalan bölüm
    • Masalın arkası. Yazının arkası.
  4. Bir şeyin sonra gelen bölümü.
    • eş anlamlıları: art, peş
    • Neler oluyor, neler dönüyor arkamda?
      — 2004, Pınar KÜR, Küçük Oyuncu, Everest Yayınları, s. 175
  5. otururken sırtın dayandığı yer
    • Otomobile bindiğimiz zaman başını arkaya yaslamış, gözlerini yummuştu. - T. Buğra
  6. (anatomi) insanın vücudu, bedeni
    • Arkasında beli kemerli, dar, şık bir pardösü vardı. - R. H. Karay
  7. (mecaz) geçmiş, geride kalmış zaman
    • Bütün gözler arkaya, maziye çevrilmişti. - Y. K. Beyatlı
  8. sözün ya da yazının biraz daha üzerine düşünülünce ortaya çıkan anlamı
    • Oysa Mürşit'in cümlelerinin arkasındakileri okumak, farkında olmadan bırakılan işaretleri görmek gibi bir yeteneği var.
      — 2014, Ayfer Tunç, Dünya Ağrısı, Can Sanat Yayınları, s. 59

Çekimleme

[düzenle]
arkanın çekimlemesi
hâl tekil çoğul
yalın arka arkalar
belirtme arkayı arkaları
yönelme arkaya arkalara
bulunma arkada arkalarda
ayrılma arkadan arkalardan
tamlayan arkanın arkaların
kişi tekil çoğul
1. tekil (benim)
yalın arkam arkalarım
belirtme arkamı arkalarımı
yönelme arkama arkalarıma
bulunma arkamda arkalarımda
ayrılma arkamdan arkalarımdan
tamlayan arkamın arkalarımın
2. tekil (senin)
yalın arkan arkaların
belirtme arkanı arkalarını
yönelme arkana arkalarına
bulunma arkanda arkalarında
ayrılma arkandan arkalarından
tamlayan arkanın arkalarının
3. tekil (onun)
yalın arkası arkaları
belirtme arkasını arkalarını
yönelme arkasına arkalarına
bulunma arkasında arkalarında
ayrılma arkasından arkalarından
tamlayan arkasının arkalarının
1. çoğul (bizim)
yalın arkamız arkalarımız
belirtme arkamızı arkalarımızı
yönelme arkamıza arkalarımıza
bulunma arkamızda arkalarımızda
ayrılma arkamızdan arkalarımızdan
tamlayan arkamızın arkalarımızın
2. çoğul (sizin)
yalın arkanız arkalarınız
belirtme arkanızı arkalarınızı
yönelme arkanıza arkalarınıza
bulunma arkanızda arkalarınızda
ayrılma arkanızdan arkalarınızdan
tamlayan arkanızın arkalarınızın
3. çoğul (onların)
yalın arkası arkaları
belirtme arkasını arkalarını
yönelme arkasına arkalarına
bulunma arkasında arkalarında
ayrılma arkasından arkalarından
tamlayan arkasının arkalarının

Ön ad

[düzenle]

arka

  1. Ön kabul edilen yere göre geride bulunan.
    • Nefise Hanım dayanamadı sonunda, çocukları arka odaya gönderdi.
      — 2021, Elif Nur AYBAŞ, Çocukluk Ormanına Altı Olta, Varlık Yayınları, s. 37
  2. (mecaz) Kayıran, destekleyen.
    • "Memur olmak için büyük bir arka gerek." - Hüseyin Rahmi Gürpınar

Atasözleri

[düzenle]

Deyimler

[düzenle]

arka arkaya verme, arkasını kurcalamak,

Türetilmiş kavramlar

[düzenle]

arka arka, arka arkaya, arka ayak, arkabahçe, arka direk, arka müziği, arka plan, arka sokak, arka teker, arkaüstü, arka yüz, arkaüstü, arka yüz, arkadan arkaya, arkası kuvvetli, arkası pek, arkası sağlam, arkası sıra, arkasın yarın, arkası yufka, perde arkası

Çeviriler

[düzenle]
ad

Çeviriler

[düzenle]
ön ad

Kaynakça

[düzenle]
  • Kubbealtı Lugatı'nda "ARKA :"
  • Nişanyan Sözlük'te: arka.


Fince

[düzenle]

Ön ad

[düzenle]

arka

  1. korkak, tabansız yüreksiz, ödlek