İçeriğe atla

geniş

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]

Köken

[düzenle]

Eski Türkçe keŋ‎ (keŋ)

Ön ad

[düzenle]

geniş

Geniş bir yol. (1)
Geniş bir alan. (2)
Geniş bir elbise (3)
  1. Eni çok olan; enli, gen, vâsi.
    • "Geniş, bomboş bir taşlığın serin, rutubetli küf kokusu duyuldu." - Peyami Safa
  2. Alanı büyük olan, dar karşıtı; makro.
    • "Bu ağaç, bir geniş bostan duvarının dış tarafında idi." - Osman Cemal Kaygılı
  3. (giyim) Bol elbise.
  4. Kapsamı büyük, dar sınırlar içinde kalmayan, yaygın olan; makro.
    • Geniş anlamlı.
  5. (mecaz) Kolay kolay tasalanmayan, hoşgörülü, rahat olan.
    • "Besbelli geniş, olabildiğince umursamaz görünmek istiyordu." - Attilâ İlhan
  6. (mecaz)Çok fazla.
    • Geniş iş alanları sağlandı.

Deyimler

[düzenle]

geniş bir nefes almak, geniş karşılamak, geniş tutmak

Türetilmiş kavramlar

[düzenle]

geniş açı, geniş aile, geniş çaplı, geniş gönüllü, geniş görüşlü, geniş mezhepli, geniş paça, geniş ufuklu, geniş ünlü, geniş yürekli, geniş zaman, eli geniş, havsalası geniş, içi geniş, işkembesi geniş, karnı geniş, mezhebi geniş, ufku geniş, yüreği geniş

Çeviriler

[düzenle]
çeviriler

Kaynakça

[düzenle]

Azerice

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]
  • Heceleme: ge‧niş

Ön ad

[düzenle]

geniş

  1. geniş