sürmek
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Eylem
[düzenle]




sürmek (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi sürer)
- At, araba vb. için yönetip yürütmek, sevk etmek
- Başlamış bir işin veya durumun devam etmesi.
- Yenilenmesine karar verilen Meclisin yetkileri, yeni Meclisin seçilmesine kadar sürer. - Anayasa
- önüne katıp götürmek
- Koyunları sürmek.
- uzatmak, ileri doğru itmek
- Herkesin hatırını sorar, sevdiklerinin kahvesini bakır cezveyi mangala sürüp eliyle pişirirdi.— 2004, Ahmet BÜKE, İzmir Postası'nın Adamları, Kanat Yayınları, s. 9
- dokundurmak, değdirmek
- Yüzümü saçlarına sürmek için başımı eğdim. - H. C. Yalçın
- (ceza hukuku) oturduğu, bulunduğu yerden, ülkeden ceza olarak başka bir yer veya ülkeye göndermek, nefyetmek,
- Mütarekede İngilizler onu Malta'ya sürdüler. - Y. Z. Ortaç
- bir maddeyi bir yüzey üzerine ince bir tabaka olarak yaymak, dökmek, serpmek
- Avucuna doldurup kokluyor; ensesine, şakaklarına, boynuna sürüyor. - R. H. Karay
- (ticaret) bir malı satışa sunmak, piyasaya çıkarmak
- Satılamayan ne kadar bayat, bozuk mal varsa pansiyonerlere sürerler. - H. R. Gürpınar
- (para, suç) yasal olmayan yolla piyasaya para çıkarmak
- herhangi bir durum içinde bulunmak
- Dört duvar arasında bir memur hayatı sürüyordu. - Y. Z. Ortaç
- (tarım) pulluk veya sabanla toprağı işlemek
- Ayağımızın altında sürülmüş toprak olduğu anlaşılıyordu.— 2022, Ümit KAFTANCIOĞLU, Altın Ekin, Dinozor Genç, s. 40
- olmaya devam etmek
- Baygınlığım ne kadar sürdü bilmiyorum. - A. Gündüz
- (zaman) zaman geçmek
- Çok sürmez, her şey düzelir.
- (zaman) zaman almak
- Evden buraya yürümeyle beş dakika sürmez.— 2024, Özgür ÇIRAK, Biz de Yarın Güleriz, İletişim Yayınları, s. 27
- (bitki bilimi) bitki, ot yetişip ortaya çıkmak, bitmek, yeşermek
- Bu gölgeli yerlerde otlar bütün bir yaz mevsimi yeniden yeniye sürer, rutubetli toprakta bir bir arkasına yoncalar fışkırır, çayırlar kabarırdı. - R. H. Karay
- olağandan daha çok, daha sık ve sulu dışkı çıkarmak
- Kovmak, kovalamak, uzaklaştırmak
- Pencere, kafes kanatları bir tarafa iterek açmak veya kapamak.
Deyimler
[düzenle]ekmeğine yağ sürmek, eşiğine yüz sürmek, hükümet sürmek, işi yokuşa sürmek, iz sürmek, leke sürmek, yokuşa sürmek, yüz sürmek